Son zamanlarda TBMM’ye sunulan 11. Yargı Paketi, denetimli serbestliği yaklaşık 3 yıl öne çekmesiyle gündemde geniş yer buldu. Paketin bir af değil, “koşullu salıverme” düzenlemesi olduğu vurgulanıyor. AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, başlangıçta 55 bin mahkumu ilgilendiren bu düzenlemenin, kamuoyunda tartışıldığı gibi geniş çapta bir af anlamına gelmediğini belirtti.
Avukat Yücel Önder, düzenlemelerin hukuki boyutunu ve sistem üzerindeki etkilerini değerlendirmek üzere yayında katkıda bulundu.
Mevcut Yargı Paketinin Eşitsizliği Gidermesi
Önder, bu yeni yargı paketinin en önemli özelliğinin, önceki paketlerdeki “eşitsizlikleri” ortadan kaldırmak olduğunu ifade etti. “11. Yargı Paketi, daha önce çıkan yargı paketlerindeki dengesizlikleri gidermeye yöneliktir” diyerek, infaz sisteminin bütüncül bir reform ihtiyacını da ortaya koydu.
Suçlara Göre Farklı İnfaz Düzenlemeleri
Paketin değerlendirilmesinde öne çıkan bir diğer konu ise, suçlar bazında yapılan farklı infaz uygulamalarıydı. Önder, “Yeni bir yasal düzenleme yapıldığında suç türüne göre farklı infaz rejimleri uygulanabiliyor” ifadesiyle, Meclis’in her yeni düzenlemede suç tiplerine göre düzenleme yapma hakkına sahip olduğunu vurguladı. Bu durum, önceki paketlerde çeşitli tartışmalara yol açmıştı.
Meclis’in Takdir Yetkisi ve İnfaZ Sisteminde Çok Boyutlu Yaklaşım
Meclis’in infaz sistemi üzerinde geniş takdir yetkileri bulunmakta. Önder’e göre “Meclis, suçlara göre farklı infaz rejimleri belirleyerek, yasal düzenlemede geniş bir alan açmaktadır”. Bu da, suçların çeşitliliğine göre infaz süreçlerinin şekillendirilebildiği anlamına geliyor.
İnfaz Sisteminin Sadeleştirilmesi Gerekliliği
Son olarak, infaz sisteminin karmaşıklığına dikkat çeken Önder, “İnfaz uygulamalarını bütün suç türleri için sadeleştirmeli ve tek tip infaz ilkelerini benimsemeliyiz” diyerek, gelecekte daha adil ve eşitlikçi bir infaz yapısının tesis edilmesi gerektiğinin altını çizdi.
