Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Prostat ve Meme Kanseri İlişkisi ve Erken Tanı Yöntemleri

Prostat ve meme kanseri arasındaki ilişkiyi ve erken tanı yöntemlerini öğrenin. Sağlığınızı korumak için bilinçli ve zamanında önlemler alın.

Prostat ve meme kanseri

Prof. Dr. Necmettin Aydın Mungan, prostat ve meme kanserlerinin aynı genetik kaynağa dayandığını ve bu nedenle erkeklerde prostat kanseri ile kadınlarda meme kanseri riskinin birbirine bağlı olabileceğini belirtti. Ayrıca, her yıl Eylül ayı boyunca dünya genelinde “Prostat Kanseri Farkındalık Ayı” olarak anıldığını vurguladı. Erkeklerde en sık rastlanan ikinci kanser türü olan prostat kanserinin, genellikle belirti vermeden ilerleyebildiğine dikkat çekti.

Prof. Mungan, bu kanserin sessiz seyrettiğini ve çoğu zaman metastaz (hastalığın yayılması) gerçekleşmiş olabileceğini hatırlattı. Bu nedenle, 50 yaş üzerindeki erkeklerin düzenli olarak doktor kontrolü ve kan tahlili yaptırmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Erken teşhisin, mümkün olan en yüksek başarıyla tedavi edilmesine olanak sağladığını ekledi.

“En büyük yanlışlardan biri, prostat kanserinin iyi huylu büyümesine bağlı işeme sorunlarının hastalıkla ilişkili olduğunu düşünmektir,” diyen Mungan, ekledi: “Ancak, belirtiler olmadan da metastaz yapabilen bu hastalık, işeme semptomlarıyla özdeşleştirilmeyebilir. Bu yüzden, ‘İşeme sorunum yok, sağlıklıyım’ demek büyük bir hata olur.”

Genetik açıdan risk altında olan kişilere özel uyarılarda bulunan Mungan, ailede birden fazla kişinin veya erken yaşta prostat kanseri öyküsünün bulunmasının, 40 yaş sonrası kontrollerin aksatılmaması gerektiğine işaret etti.

Erken Tanı ve Tedavi İmkânları

Prof. Mungan, erken teşhis sayesinde prostat ve meme kanserlerinin %100’e yakın başarıyla tedavi edilebileceğine vurgu yaptı. Ayrıca, prostat ve meme kanseri arasındaki yakın ilişkinin, ikisinin de aynı genetik mutasyonlar — özellikle BRCA-1 ve BRCA-2 — tarafından kökenlendiğini açıkladı. Bu yüzden, prostat kanseri olan erkeklerin anne, kız kardeşleri veya kızlarına, meme kanseri riskleri açısından dikkatli olmaları ve düzenli taramalar yapmaları önerilmektedir.

Gösterilen aile riskinde, %10-20 civarında artış olduğunu ve genetik mutasyonlar (BRCA1 ve BRCA2) durumunda bu riskin daha da yükseldiğini vurguladı. Bu bağlamda, ailesinde genç yaşta prostat kanseri ya da bu hastalık nedeniyle hayatını kaybeden bireyler bulunan kişilerin, 30 yaş sonrası meme kanseri açısından erken tanı ve tarama için sağlık kuruluşlarına başvurmaları önemlidir.

Mungan, zamanında ve düzenli olarak yapılan kontroller sayesinde, hem prostat hem de meme kanseri hastalıklarının çok yüksek oranda tedavi edilebileceğine dikkat çekti. Erkek ve kadınlara birlikte düzenli muayene ve tarama çağrısında bulunarak, “Erken teşhis, hayat kurtarır,” dedi.

Bunun yanı sıra, kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseriyle mücadelede kullanılan bazı ilaçların, prostat kanseri tedavisinde de kullanıldığını belirtti. Bu ilaçlar arasında taksanlar (kemoterapi ilaçları) olduğunu açıkladı.

Son olarak, Gümeli Beldesi’nde bulunan ve 4 bin 121 yaşında olan ve anıt olarak tescillenmiş dünyanın en yaşlı beş ağacından biri olan porsuk ağacının, bu ilaçların üretimine önemli katkılar sağladığını ve bunun farkındalık çalışmalarına destek amacıyla çeşitli geziler düzenlendiğini sözlerine ekledi.