Türkiye’de sağlık sisteminin giderek zayıflaması ve güncel krize dönüşen sağlık karnesi uygulamaları, özellikle kanser ve diğer nadir hastalıklarıyla mücadele eden hastaların yaşamını olumsuz etkiliyor. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) belirlediği ‘‘bedeli ödenecek ilaçlar listesi’’, hastaların tedavisinde kritik öneme sahip birçok ilacın saklanmasında engel oluşturuyor. Dünya standartları haline gelmiş birçok kanser ilacı, bu listede yer almadığı için hastalar, mahkeme yollarıyla çaresizce ilaçlarına ulaşmaya çalışıyor.’’
Son dönemde ise Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin kararıyla ilaç temini konusunda getirilen katı kurallar, bu durumu adeta bir sağlık krizine dönüştürdü. Mahkemelerin, ihtiyati tedbir kararı verme konusunda çok sıkı şartlar öne sürmesi, bölge mahkemelerinde ilaç erişim davalarını karmaşık ve zaman alıcı hale getiriyor. Bazı mahkemeler ise, hastaların devam eden tedavi süreçlerini dikkate alarak tedbir talebini onaylarken, diğerleri zamanla yarışan kanser hastaları adına açılan davaları reddetmeyi tercih ediyor.
Ölüm Sonrası da Devam Eden Mücadele: Retler Artarak Devam Ediyor
Bir anne, yirmi dört yaşındaki kanserle mücadele eden oğlunun en temel ihtiyaçlarından biri olan ilaçlara ulaşımı için uzun süre mahkemeye başvurdu. Ancak, Ankara 37. İş Mahkemesi’nin *talebini defalarca reddetmesi* ve *mahkemenin tedbir kararı vermemesi* sonucu, genç adam ne yazık ki, geçen eylülde yaşamını yitirdi. Anne, Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada, doktorlar tarafından hazırlanan bilirkişi raporlarına rağmen, mahkemenin aylar süren karar süreçleri nedeniyle oğlunun yaşamını kaybettiğini vurguladı. “İşte bu süreçte, başka bir hastanın kullandığı ve yetersiz kalan ilacı oğlum kullandı ve iyileşme gösterdi. Bu rapora rağmen, tekrar başvurduğumuz mahkeme yine reddetti,” dedi.
Mahkeme Kararları ve Hasta Hakları Konusunda Endişeler
Hasta yakınları ve avukatlar, “Başvurularımıza rağmen, Ankara 37. İş Mahkemesi’nin tüm ilaç temini davalarını reddettiğini ve bilirkişi raporlarına rağmen karar vermediğini” belirtiyor. Bu durumun, hastalara ciddi bir borç yükü ve psikolojik yük getirdiğine dikkat çekiliyor. Ayrıca, mahkeme hakiminin, ilişkili sağlık avukatlarını yönlendirmek gibi müdahaleleri ve hasta yakınlarına gösterilen sert tutumlar gündeme geliyor. Hatta, bir hasta yakını, hakimin “Herkese yaşam hakkı vermeye gerek yok” şeklindeki sözlerine bile tanıklık ettiğini ifade ediyor.
Zamanla Yarışan Hastalar ve Çözüm Çabaları
İstanbul Eczacılar Odası Başkanı Şeker Pınar Özcan, konu ile ilgili yaptığı açıklamada, “Kanser hastaları, zamanla yarışıyor. Bu ilaçlar, sağlık kurulu raporlarıyla alınabilse de, çoğu zaman erişim imkânı kısıtlanıyor. Hastaların mahkeme süreçlerini beklemeye gücü yetmiyor ve ekonomik durumu yeterli olmuyor. Bu nedenle, ilaçların acilen geri ödeme kapsamına alınması ve sürecin hızlandırılması şart,” ifadelerine yer verdi. Ülke genelinde, zamanında müdahale edilmediğinde, hastalar büyük mağduriyetlere uğruyor ve hayatlarını kaybedebiliyorlar,” şeklinde konuştu.
