Türkiye’nin Yenilenebilir Enerji Potansiyeli ve Güncel Gelişmeler
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, resmi açıklamalarında Türkiye’nin güneş ve rüzgar enerjisi kapasitesinin artık 38 bin megavatı aşmış olduğunu belirtti. Bu rakam, yaklaşık 30 milyar dolar tutarında önemli bir yatırımı temsil ediyor. Bakan, bu verilerin ekonomik büyümenin ve yatırımların enerji alanındaki yansımalarını açıkça gösterdiğini ifade etti.
Son 23 yılda ülkemizde yaklaşık 240 milyar dolarlık yatırım ile ekonominin büyüdüğünü dile getiren Bayraktar, ihracatın ise 36 milyar dolardan 270 milyar dolara yükseldiğine dikkat çekti. Bu gelişmelerle birlikte, ülkenin ekonomik ve enerji ihtiyacının paralel olarak arttığını kaydetti.
Mevcut Durum ve Gelecekteki Hedefler
Türkiye’nin enerji talebinin gelecekte de artarak devam etmesi bekleniyor. Günümüzde yıllık 350 teravatsaat elektrik tüketimi söz konusu iken, 2050 yılına gelindiğinde bu rakamın yaklaşık %200 artışla 1050 teravatsaat seviyesine ulaşması öngörülüyor. Bakan Bayraktar, enerji ithalat giderlerinin de büyük oranda düşürülmesi gerektiğine vurgu yaparak, hedeflerin bu doğrultuda şekillendiğini belirtti.
Türkiye, Cumhurbaşkanlığı tarafından açıklanan COP29 hedefleri doğrultusunda, güneş ve rüzgar enerjisinde toplam kurulu gücünü 120 bin megavata çıkarmayı amaçlıyor. Bugün itibarıyla bu kapasite 38 bin megavat seviyesine ulaşmış durumda. Bu seviyenin yaklaşık 30 milyar dolar tutarında yatırım karşılığı olduğu bilgisi paylaşıldı.
Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliği Başkanlıkları
Bayraktar, enerji verimliliğinin “en temiz ve en ucuz enerji kaynağı” olduğunu vurguladı. Türkiye’nin hedeflerine ulaşmak için her yıl en az 8-9 GW’lık yeni güneş ve rüzgar kapasitesi eklenmesi gerektiğini söyledi. Kasım ve Aralık aylarında devreye alınacak yeni kurulu güçlerin toplamının 8 bin megavatın üzerine çıkması bekleniyor.
Yatırımlar sayesinde, enerji bağımlılığı azalacak ve arz güvenliği sağlanacak. Sanayide, binalarda, ulaşımda ve tarımda enerji verimliliği alanında önemli gelişmeler elde edilerek 2017-2023 döneminde toplamda %14’lük iyileşme kaydedildi. 2024-2030 yıllarını kapsayan ikinci Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı ile bu oran %15 olarak hedefleniyor ve 20 milyar dolar lik yatırımla birlikte büyük tasarruflar planlanıyor.
Doğal Kaynaklar ve Yerli Enerji Arayışları
2016 yılından itibaren uygulamaya konan “Milli Enerji ve Maden Politikası” sayesinde ülkemizin doğal gaz ve petrol arama stratejileri devlet politikası haline geldi. Karadeniz’de gerçekleştirilen doğal gaz keşifleri, üretim ve kullanımı hızlandırdı. Bugün yaklaşık dört milyon hanenin doğal gaz ihtiyacı Karadeniz kaynaklarından karşılanıyor. Bakan Bayraktar, bu sayının önümüzdeki yıllarda iki katına çıkmasının planlandığını ve 2028 yılında 16-17 milyon haneye ulaşacaklarını belirtti. Bu gelişmeler, hem ülkemizin enerji bağımlılığını azaltacak hem de enerji ithalatını önemli ölçüde hafifletecek.
Gabar bölgesinde ise yaklaşık 3 bin 600 mühendis çalışıyor. Petrol üretimi ise, yaklaşık 600-700 km’lik yol inşası ve kaya petrolü araştırmalarıyla günlük 80 bin varil seviyesine ulaştı. Yıllık ekonomik katkısı ise yaklaşık 2 milyar dolar civarında. Bakan, Diyarbakır’da yeni keşifler ve çalışmalar yapılarak bölgenin yeni bir petrol şehri haline gelmesini hedeflediklerini aktardı. Ayrıca, Türkiye’nin Libya, Afrika, Irak, Suriye, Azerbaycan, Türkmenistan ve Kazakistan gibi bölgelerde de enerji ve maden projeleriyle faaliyetlerini sürdüreceğini açıkladı.
Madenler, Yerli Üretim ve Stratejik Gelişmeler
Türkiye’nin yer altı zenginlikleri açısından dünya sıralamasında önemli bir konuma sahip olduğu halde, halen en temel ham maddeler açısından net ithalatçı konumda olduğunu hatırlatan Bayraktar, madenleri ekonomiye kazandırmak ve çevre uyumlu, güvenli üretim yapmak hedefinde olduklarını belirtti. Yıllık 30-40 tonlar civarında olan madencilik üretim kapasitesini en az 100 tona çıkarmanın planlarını açıkladı. Kritik madenlerin enerji dönüşümündeki stratejik rolü üzerinde duran Bakan, nadir toprak elementleri tedarikinde dünyanın ilk 5 ülkesi arasına girmeyi amaçladıklarını söyledi. Ayrıca, strateji olarak ham madde ihracatı yerine ara ve uç ürün üretimine öncelik verildiğini de sözlerine ekledi.
Yerelleşme ve Enerji Güçlendirme Stratejisi
Yenilenebilir enerji yatırımlarında yerli katkının artırılmasının temel öncelik olduğuna değinen Bayraktar, Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) modeli ile bu hedefin somutlaştırıldığını vurguladı. Bu adımların temel amacı, enerji arz güvenliğini güçlendirmek ve dışa bağımlılığı azaltmak. Türkiye’nin enerji kaynakları konusunda eskiden az gelişmiş görüldüğünü ancak artık bu algıyı değiştirme yolunda önemli adımlar atıldığını kaydetti. Üretim gücüne ve sanayi altyapısına vitrin yaparak, istihdam ve büyümenin güçlendirilmesine katkı sağlama hedefi taşıdıklarını belirtti.
Dünyanın COVID-19 salgını ve jeopolitik krizler nedeniyle zorlu bir süreçten geçtiğine vurgu yapan Bayraktar, “Bu süreçleri başarıyla aşacak ve yeni başarılar kaydedeceğiz,” diyerek umutlarını paylaştı. 2026’dan itibaren başlaması planlanan yapısal reformlar ve enerji projeleri sayesinde, Türkiye’nin sürdürülebilir büyüme yolunda ilerleyeceği düşünülüyor.
Enerji Güvenliği ve Sanayinin Geleceği
İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan ise, enerji dönüşümünün sadece yerel değil, küresel rekabet gücünü de belirleyeceğine işaret etti. “Enerji arz güvenliği sürdürülebilir kalkınmanın ön koşuludur ve düşük karbonlu enerjiye geçiş, küresel ekonomilerde güçlü bir oyuncu olmak için gereklidir,” dedi. Türkiye’nin, bu iki stratejiyi başarıyla gerçekleştirebilecek nadir ülkelerden biri olduğunu vurguladı. Sanayicilerin ve özel sektör temsilcilerinin enerji alanında teknolojiyi geliştirmeye ve üretmeye hazır olduğunu sözlerine ekledi.
