Epilepsi hastalarında uygun tedaviyle nöbetsizlik oranlarının %70’e ulaşabildiği bilinmektedir. Uzmanlar, ilaç kullanımının yüksek başarı sağladığını ve hastaların büyük bölümünün yaşam kalitelerini koruyarak normal aktivitelerine devam edebildiklerini vurgulamaktadır. Günümüzde, 2025 itibarıyla, çeşitli tedavi seçenekleri ilaçlardan cerrahi müdahalelere, nöromodülasyon uygulamalarından gen terapilerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.
Epilepsi, beynin aşırı ve düzensiz elektriksel aktivitesi sonucu tekrar eden nöbetlerin görüldüğü bir hastalık grubudur. Bir tek nöbet bile epilepsi tanısı için yeterli değildir; bu nedenle hastaların tekrar eden nöbetler geçirmesi ve altta yatan nörolojik yatkınlığa sahip olmaları gerekmektedir. Yetişkinlerde epilepsinin en sık görülen nedenleri arasında travmalar, inme sonrası oluşan hasarlar, tümörler, enfeksiyonlar ve genetik faktörler yer alır. Ayrıca nedeni bilinmeyen vakalar da önemli bir oran tutmaktadır. Ancak her ne olursa olsun, hastaların çoğu tedaviye olumlu yanıt vermekte ve yaşam sürdürebilmektedir.
Tanı Koyma Sürecinde Hastaların Endişeleri ve Güncel Yaklaşımlar
Epilepsi tanısı konduğunda hastaların en çok endişe duyduğu konular arasında “Artık araba kullanabilir miyim?”, “İş yaşamım nasıl etkilenir?” ve “Hamile kalabilir miyim?” gibi sorular yer alır. Günümüzde, doğru tedavi ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle, epilepsi hastalarının büyük bir bölümü normal yaşamlarına devam edebilmektedir. Yeni nesil ilaçlar, yan etkileri azaltırken etkinliği artırmış ve hastaların yaşam kalitesini yükseltmiştir. Ayrıca, nöbetsiz geçirilen 2-5 yılın ardından, doktor kontrolünde uygun ilaç kesimiyle hastaların yaklaşık %30-40’ında ilaçlar durdurulabilmektedir.
Dirençli Epilepsi ve Gelişmiş Tedavi Seçenekleri
İlaç tedavisine rağmen nöbetleri devam eden hastalar %30 oranında bulunmaktadır. Bu durumda, cerrahi müdahaleler ve nöromodülasyon yöntemleri devreye alınmakta olup, özellikle temporal lob epilepsilerinde cerrahi başarı oranı %70–90 seviyelerine ulaşabilmektedir. Responsif nörostimülasyon (RNS), vücut dışından uygulanan vagus siniri stimülasyonu (VNS) ve derin beyin stimülasyonu (DBS) gibi yöntemler oldukça etkili olup, uygun hastalarda nöbet sıklığını %50–90 oranında azaltabilmektedir. Ek olarak, ketojenik ve modifiye Atkins diyetleri gibi destekleyici tedavi seçenekleri de giderek artan oranda tercih edilmektedir.
Yaşam Tarzı Değişiklikleri ve Nöbet Kontrolü
Uzmanlar, yaşam biçiminde yapılacak bazı düzenlemelerin nöbetleri önemli ölçüde azaltabileceğine dikkat çekmektedir. Bunlar arasında ilaçların düzenli kullanımı, düzenli ve kaliteli uyku, dengeli beslenme ve yüksek şekerli gıdalardan kaçınma, stres yönetimi ve tetikleyicilerden uzak durma yer alır. Basit yaşam alışkanlıklarıyla, nöbetlerin %50–100 arası oranlarda azaltılması mümkündür. Uzmanlar, uygun tedavi, düzenli takip ve yaşam tarzı değişiklikleriyle, hastaların büyük çoğunluğunun tamamen normal bir yaşam sürdürebileceğine işaret etmektedir.
